Akşam namazlarından sonra ya da başka zamanlarda tasavvuf kaynaklarında tarif edildiği şekilde yapılan bir rabıta Allah ve resulü tarafından emredilmemiş, sahabe tarafından da yapılmamıştır. Dolayısıyla İslam dininin içerisine sonradan sokulmuş bir bidattir. Rabıta yapan kişi Allah’tan başkasına yalvararak ve Allah ile arasına aracı koyarak aynen müşriklerin geçmişte yaptıkları gibi yapmaktadır.
İslam dini içerisine sokulan bidatlerin ortak özelliği güzel görülmesidir. Bidatı iyi ve kötü bidat olarak ikiye ayıranlardan bazıları da rabıtayı iyi bidatlerden saymaktadırlar. Oysa Peygamberimiz (s.a.v.) ümmetini ayrım yapmadan şöyle uyarıyor; “Her kim bizim bu işimizin (yani dinimizin) içine ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa (o yaptığı iş) merdudtur, başına çalınır.” Yine efendimiz Müslimde geçen hadis-i şerifte “Her yenilik bidattir her bidatte sapıklıktır.” Buyurmaktadır.